YOLAÇ KÖYÜ HAKKINDA
SİZDEN GELENLER








     
  Tarihi Turistik Yerleri  
     
 
 
Hayrullah KARSLI  
30 Ekim 2008 Perşembe
 

SILAMI GURBETMI ADINI SEN KOY
Hayrullah Karslı 1970 Yılında Yomranın Maden Köyü- Karslı Mahallesinde doğmuş, 1986 Yılından bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.

Değerli Dost, ahbap ve kardeşlerim,

Ben Maden köyünden Rahmetli Hacı Kalaycı Ali’nin oğluyum. 1970 yılının bilmediğim, tahmini olarak Onuncu aylarında dünyaya gelmiş ve 1986 yılında İstanbul’a yerleşmiş, bir dönem inşaat işinde çalışıp, 10 yıllık bir dönemde de Pazarlama işi yapıp tekrar eski mesleğim olan İnşaat işine devam ediyorum. İstanbul Tuzla’da ikamet eden tüm arkadaşlarım gibi bende Sıla hasretiyle yanıp tutuşan bir kardeşinizim.

Dostlarım, yazmak sorumluluk ister, yazmak araştırmak ister, yazmak Erdem ister, yazmak fedakârlık ister, yazmak okumak ister. Bu kardeşiniz de inşallah bu özelliklere sahip olmaya çalışacak.

Yıllar önce köyden çıktığımızda, ilk önce derin bir ohhh çektik, kurtulduk dedik yük taşımaktan, çalışmaktan, yol yürümekten, ezilmekten.

Hani derler ya,  Taşı Toprağı Altın olan İstanbul… Hele de İstanbul'a gidiyorsan iş tamamdır, sanki bütün dünyayı bana vermişlerdi o günler. Bir Şubat sabahıydı İstanbul’a gelişimiz karlı, soğuk bir sabah…

Dostlar, o soğuk sabahta İstanbul’a geldiğimden beri hep soğuk hissettim, hep soğuk insanlar gördüm, hep soğuk ortamlar samimiyetten uzak, muhabbetten uzak, dostluktan uzak bir hayatın içinde buldum kendimi.

Dostlarım, fazla süslemeye gerek yok, ben köyümüzde Gübre kokan ahırlarından, mezradan ot taşımasından, Kar yağarken Odun yapıp sırtımda taşımasından, yaylasında Çoban gütmesinden aldığım tadı hiç bulamadım taşı toprağı Altın olan İstanbul'dan.

Dostlarım, köyümüzde Soba ve Kalaycılıkla geçinen, Astım hastası olan bir babanın oğluyum.

Dokuz erkek, üç kız çocuğu ve iki hanımı olan bir hasta adamın oğluyum ama köyde hiç asık surat görmedim, hiç endişeli bakışlar görmedim, iş- güç,  cefa- eza, çalışıp çabalama, çok yorulma gördüm ama o dudaklardaki tebessüm hiç eksik olmamıştı, hiç onursuz bir yaşam olmamıştı köyümdeyken.

Her insan bir mutluluk abidesi olarak yaşamını sürdürürdü, şimdi geldik taa 2012 yılına, çocuklarımız başka bakıyor hayata, kendimiz bir başka olmuşuz artık.

Zibil sepetini taşırken utandığımız kadar, düştüğümüz bugünkü durumlara utanmamışız,  unutmuşuz gerideki günleri,  unutuvermişiz o eziyet çektiğimiz günleri. Artık ne kimseyi dinler, ne de nasihat eden olmuşuz.

Herkes hürdür naraları ile kendimizi avutup, modern olmaya yüz tutup unutmuşuz geçmişimizi, geleceğimizi. Tek idealimiz emekli olmak, çocuklarımızı evlendirmek, onlara güzel bir hayat bırakmak, nasıl mı dersiniz, birer tane daireleri olması lazım, güzel bir işi olması lazım,  güzelde bir eş bulmamız lazım, işte bunları yaptık mı hayat bizim hayatımız yaşadık demektir. 

Büyüklerimizin Kabri kim bilir ne kadar dikenlerle dolmuş, Mezar Taşları belki de onulmaz hale gelmiş... Kim düşünsün ki, o kadar meşgulüz- ki hatırımıza bile gelmiyor artık...

Ya da eğer kalmışsa yaşlı anne veya babamızı, yılda bir ay yanımıza alıp bakmamız gerekir diye düşünürüz, alırız onları yanımıza, ama unuturuz onların sabah Saat 5'de ayakta olduklarını... Gelinler saat On’da kalkar ve Anne gel kahvaltı yapalım der, oysa Kaynana ya da Kayınbaba, için için yanıyordur, özlemiştir Hür- General olduğu günleri, derin bir ah çeker fakat gelin kızmasın diye elini ağzına götürür.

Dostlar, çok yaralıyım, çok acı çekiyorum, gezip gördüklerim, bizzat şahit olduklarım bana hep o şarkıyı hatırlatıyor. ''SILAMI GURBETMI ADINI SEN KOY''.

Dostlarım,  ben elimden geldiği kadarıyla yazılarımda gördüğüm eksiklerimizi yazıp, çözümlerini, dilimin veya kalemimin yazdığı sürece yazmaya çalışacağım. Amacım sadece Suç atmak Laf osun diye yazmak ya da eleştiri olsun diye yazmak olmayacak, inşaallah bu konuda dualarınızı istirham ediyorum. Rabbimizden bize samimiyet, hissiyat, şefkat ve merhamet vermesini temenni ediyorum.

Selam ve Dua ile

İstanbul Tuzla       

30.10.2012                                                                                                                                       

 

Bu yazı bugüne kadar 1497 kere okunmuştur.

   
 
Yazarın Diğer Yazıları
 
 
 
   
 
   
 
 
 
Herkese Merhaba
 Herkese Merhaba, ...
   
 
Abdurrahman YAĞCI ile
Cumadan Cumaya
  EĞİTİM (TERBİYE-GÜZEL AHLAK)
...
 
ABDURRAHMAN YAĞCI
CEMİL CAN
ESRA ÇİL
ZEKERİYA ERSOY
BİLAL KARSLI
SİNAN AÇAR
OSMAN ACAR
Hayrullah KARSLI
 
 

16.05.2013

Regaib ... 

Devamı   



03.12.2007

İnternet Sitemiz Yayında 

Devamı   
 
 
     
Online Ziyaretci Sayısı : 1
Bugünün Ziyaretçi Sayısı : 0
Toplam Ziyaretçi Sayısı : 11580
0 , 0
 
.
 
Bu site Arsin Yolaç Köyüne adanmıştır. Tüm hakları Ali Çil'e aittir © 2007 - 2018