YOLAÇ KÖYÜ HAKKINDA
SİZDEN GELENLER








     
  Tarihi Turistik Yerleri  
     
 
 
 
OSMAN ACAR  
19 Ocak 2006 Perşembe
 

NEFSE HITAP


 

 
 
bu hususta her çareye baş vurursun.
İşte bu tutum ve davranışların ile
Hz. Muhammed (S.A.V.)
den
ahmaklık damgasını yersin. Sana yazıklar olsun sana ey nefis,
tutum ve davranışın hesab gününe inanmayanların tutum
ve davranışları gibidir.
Yoksa öldüğün vakit yok olup kurtulacağını mı sanıyorsun? Heyhat, başı boş kalacağını mı sanıyorsun?
Rahme atılmış olan bir meniden hasıl olan nutfe değilmisin? Sonra donmuş kan parçası haline gelip
bazı tavırlardan geçtikten sonra insan suretini almadın mı? Seni bu hale getiren öldükten sonra diriltemez mi?
Şayet hatırından böyle bir şeyler geçiyorsa
ne büyük cehalet
ve
küfür içindesin.



Allah
ın seni neden yarattığını düşünmez misin?
Seni nutfeden meydana getirip sana yolu göstermedi mi? Sonra öldürüp mezara koydurmadı mı?
Bunları bildiğin halde

Sonradan seni dilediği vakit diriltir
ayetini mi inkar ediyorsun?
Şayet bunları yalanlamıyor ve kabul ediyorsan niçin sakınmıyorsun?
Gayri müslim bir doktor
en sevdiğin bir yemeğin senin için zararlı olduğunu
sana haber verirse,
onu yememeğe nasıl gayret edersin?
Mucizelerle kuvvetlendirilen peygamberlerle
Allah
ın buyurdukları
senin nazarında kafir doktorun kadar da mı değeri yoktur! Halbuki doktor
tecrübe ve tahmin ile haber veriyor ki,
aklı da ilmi de eksiktir.

Bunları bırakalım da bir çocuğu ele alalım.
Çocuk elbisende akrep var dediği vakit
bu sözü duyar duymaz
hiç delil aramadan
nasıl hemen elbiseni atarsın.
Alimlerin, velilerin ve peygamberlerin sözleri
senin nazarında o çocuğun sözünden daha mı düşüktür?
Yoksa cehennemin yakıcılığı, bukağı ve
kelepçeleri, zakkum ve demir çomakları, irin ve zehirleri, yılan ve akrepleri ki
kısa bir süre açısını duyacağın dünya akrebinden sana daha mı kolay geliyor?
Senin bu davranışın akıl işi değildir.
Eğer hayvanlar senin durumunu anlasalar
sana gülerlerdi.



Şayet bu söylediklerimi anladın ve
hepsine inandınsa o halde niçin amelini ertelersin?
Halbuki ölüm sana çok yakın ve
beklemediğin anda seni yakalar.
Ölümün hemen gelmeyeceğini nereden bilirsin.
Hesap edelim ki sana yüz yıl mühlet verilmiştir.
Bir defa ibadetin sana yeteceğini mi sanıyorsun?
Dağın eteğinde bir defa yedirdiğin atın ile
koca dağı aşabileceğini mi sanıyorsun?
Şayet böyle düşünüyorsan ne büyük ahmaksın.
İlim tahsili için evinden ayrılıp
yıllarca boşda gezdikten sonra
memleketine döneceği son yılda okumakla hoca olunabilir mi? Bu görüste olan adama gülmezmisin ?
Allah
ın keremine dayanarak hoca olunacağını mı sanırsın? Sonra
ömrünün sonunda yapacağın ibadetin
sana yeteceğini kabul edelim.
Ömrünün sonunda bulunmadığını nereden biliyorsun?
O halde niçin ibadetle meşgul olmuyorsun?
Şayet farzı muhal olarak
daha yaşayacağının sana bildirildiğini kabul edersek
yine niçin ibadetini sonraya bıraktığını senden sorabiliriz. Bunun sebebi ancak
ibadetteki ağırlığa nefsinin müsaade etmemesi ve
bu zahmete katlanmıyarak şehvetlerine uymasıdır.



Ne sanıyorsun acaba
şehvetlerine muhalefet etmenin kolay olacağı
bir gün mü gelecek?
Böyle bir günü bekliyorsan aldanırsın.
Çünkü
Allah böyle bir gün yaratmamıştır.
Ve yaratmaz.
Daima cennet zorluklarla çevrili ve
engellerle kuşatılmıştır.
Bunlar hiçbir vakit kimse için hafiflemez.
Bir düşünsen kaç yıldan beridir
yarın yarın diye kendini aldattın durdun.
Bugün gitti,
yarın geldi
yine eski hesabda kaldın.
Halbuki bugünün dünden ve
yarının bugünden bir farkı yoktur.
Dün aciz olduğun şeyden bugün,
bugün aciz olduğun şeyden ise yarın acizsin.
Belki daha çok aciz olacaksın.
Çünkü şehvetler,
köklü bir ağaç gibidirler.

Şehvetleri söküp atmak için çalıştığı ve
kuvvetten düştü diye onu sonraya bırakması
genç ve kuvvetli çağında
ağacı kökünden söküp atmak için çalışıp
buna muvaffak olamadığından
onu ertesi seneye tehir eden gibidir.
Halbuki bir sene sonra kendisi ihtiyarlayıp
kuvvetten düşecek
ağacın kökleri ise daha da kuvvetleşecektir.
Genç iken güç yetiremiyeceği hususlara
ihtiyarladığında hiç güç yetiremiyeceği ortadadır.
İhtiyarlıkta riyazet meşakkatten
kurdu ehlileştirmeğe çalışmak ise
boş zahmetten ibarettir.
Yaş ve genç ağacın kolaylıkla eğilip bükülebileceği,
kart ve kuru ağacın eğilmeyi kabul etmiyeceği
herkesin bildiği bir gerçektir.




Bu kadar açık ve
seçik bir şekilde anlatılan bu hususları
hala dikkate almayıp
yine ilerde yaparım iddiasına kalkışırsan
daha nasıl hikmetten dem vurursun?
Bundan büyük ahmaklık olur mu?
Belki de beni ibadetten alıkoyan,
şehvetlerimin zevkine olan düşkünlüğüm,
zahmet ve meşakkate dayanamayışımdır.
Diyeceksin ki
bu da açıkca bir ahmaklık ve
en çirkin bir mazerettir.
Şayet
bu iddianda doğru isen
saf ve temiz olup ardı arası gelmeden
ebedi nimetlerin zevkini ara.
O da bu dünyada değil cennette olur.
Şayet şehvetlerinin arzusuna bakıyor ve
onların temini için çalışıyorsan
bu da o şehvetlere muhalefetle temin edilir.
Öyle lokma var ki
bir çok lokmalara engel olur.
Bir hastaya bir doktor
Üç gün soğuk su içmeyeceksin.
Şayet içersen hastalığın müzminleşir ve
ömür boyunca daha soğuk içemezsin.
Şayet tavsiyeme uyarak içmeyecek olursan
iyileşir ve ömrün boyunca soğuk suyu içersin
dediği vakit
ne olursa olsun ben şimdi içerim diyen hasta
hakkındaki görüşün nedir?
Bu adama deli demez misin?
İşte ömrünün tümü
ebedi olan ahirete nisbetle üç gün de değildir.
Acaba üç günlük olan şu fani dünyada
şehevi arzuların acısına sabretmek mi daha büyük
yoksa müddeti uçsuz bucaksız,
elem ve kederi sonsuz olan
cehennem ateşine dayanmak mı daha zordur?
Dünyadaki üç günlük mücadeleye sabredemeyen
acaba
en ağır ebedi olan Allah
ın azabına nasıl dayanacaktır?



Bütün bu durumlar karşısında hala
nefsinle mücadele etmeyip
ona müsamaha göstermen
ya
gizli küfründen
ya da
ahmaklığından ileri gelir.

Ahmaklığın
Allah
ın senin ibadetine ihtiyacı olmadığını
düşünerek hiçbir kötülükten çekinmeden
Allah
ın keremi ve afvına güvenmendir.
Halbuki öteyandan
bir lokma ekmek veya bir kuruşta ona güvenin yok.
Bütün imkanların ile onları elde etmeye çalışır ve

Bir hadisde
Hz. Muhammed (S.A.V.) şöyle buyurdu:

Akıllı adam nefsini hesaba çekip
ölümden sonrası için çalışan
ahmak adam da
nefsinin hevasına tabi kılıp Allah
tan uman kimsedir�.

Bu yazı bugüne kadar 1553 kere okunmuştur.

   
 
Yazarın Diğer Yazıları
 
 
 
 
 
 
 
   
 
   
 
 
 
Herkese Merhaba
 Herkese Merhaba, ...
   
 
Abdurrahman YAĞCI ile
Cumadan Cumaya
  EĞİTİM (TERBİYE-GÜZEL AHLAK)
...
 
ABDURRAHMAN YAĞCI
CEMİL CAN
ESRA ÇİL
ZEKERİYA ERSOY
BİLAL KARSLI
SİNAN AÇAR
OSMAN ACAR
Hayrullah KARSLI
 
 

16.05.2013

Regaib ... 

Devamı   



03.12.2007

İnternet Sitemiz Yayında 

Devamı   
 
 
     
Online Ziyaretci Sayısı : 1
Bugünün Ziyaretçi Sayısı : 0
Toplam Ziyaretçi Sayısı : 11579
0 , 0
 
.
 
Bu site Arsin Yolaç Köyüne adanmıştır. Tüm hakları Ali Çil'e aittir © 2007 - 2018