YOLAÇ KÖYÜ HAKKINDA
SİZDEN GELENLER








     
  Tarihi Turistik Yerleri  
     
 
 
 
BİLAL KARSLI  
28 Haziran 2006 Çarşamba
 

KIRK YILLIK KANİ OLUR MU YANİ?



Hepimizin bildiği, ama bazılarımızın çok kullandığı bir deyim vardır dilimizce “Beşikte giren huy teneşirde çıkar.”  Yani bir kişi doğumunda ne ise ölümünde de odur. Doğarken beraberinde getirdiği huylar hayat boyu onunla devam eder, değişmez, ondan ayrılmaz. Gerçekten bazı huylarımız doğuştan  (fıtri) dır, onları ne kadar uğraşırsak uğraşalım değiştirmeyiz. Bazı huylarımız ise doğuştan değil, sonradan eğitim,etkilenme vs. yollarla elde edilmiştir. (iktisabi) Doğuştan gelen huyların değiştirilmesi çok zor, hatta imkansızdır. Değişti sandığınız huy aslında değişmemiş, bilinç altındaki derinliklere atılmış, üzeri örtülmüştür. Günün birinde kuvvetli bir etki ile etkilendiğinde yeniden ortaya çıkabilir.  Bu yazım  uzun süre belli bir ahlak üzerine hareket eden insanların, birdenbire değişmeleri ve eski tavırlarının tersini yapmalarının çok zor olduğunu ifade etmek için kullanılan  “KIRK YILLIK KANİ OLUR MU YANİ”  deyimin hikayesini anlatmak istiyorum.

Tokat’lı Ebubekir Kani efendi (Ö.1792), Osmanlı divan şairlerinin önemlilerinden biridir. Genç yaşında  devlet hizmetinde görev almış, kırk yaşına kadar Tokat mevlevihanesinde hizmet görmüştür. Trabzon Valiliğinden  ayrılarak sadrazam olarak İstanbul’a dönmekte olan Hekimoğlu Ali Paşa nın  adamlarının arasına katılarak  İstanbul'a gelmiş ve divan katipliğine atanmıştır. Paşanın Sadrazamlıktan ayrılması üzerine de Silistre Valiliğine gönderilen bir zatin divan katibi olarak Rumeli'ne geçmiştir. Ebubekir Kani efendi düzyazı  (nesir) deki başarısıyla tanınan, hoşsohbet, şakayı seven, biraz da hicve meyilli bir insandır. Şakayı o kadar sever ki ölmeden önce: “Ben fatiha dilencisi değilim, mezar taşıma fatiha yazmayın." diye bir nükte söylemiş, ölümünden sonra mezarını yaptıranlar da bunu bir vasiyet sayarak yerine getirmişlerdir.
          İşte, bahsettiğimiz Kani Efendi Silistre de görevliyken voyvoda Alexander'in yanında özel sekreter olarak da hizmet etmiş ve o sıralarda genç bir Rum dilberine gönlünü kaptırmış. Bu sırada yaşı  elliye yaklaşmıştır ve aşkı dillere destan olmuş, herkes tarafından konuşulur hale gelmiştir. Güzel kız da onu sevmiştir. Ancak ortada bir sorun vardır: Rum dilber bir papaz sülalesinden gelmekte ve tutucu bir hayat yaşamaktadır. Kani efendi dillere destan olan aşkını mutlu sona erdirmek için kıza evlenme teklif eder, gider babasından ister, ancak nafile, kızın ailesinden zinhar olmaz cevabini alırlar. Aşıkların aşkları bu sefer büyük bir acıya  dönüşür. Sonunda kızın aklına bir çare gelir. Kani'nin Hıristiyan olması.
        50.li yaşlara merdiven dayamış olan olgun aşık Kani efendi zor durumdadır, ya dininden olacak, ya da çok sevdiği kızdan, gözü kara bir aşıktır aşık olmasına. Ama bir o kadar da dinine düşkündür, yıllarca Mevlevihane de hizmet etmiştir. Ne yapsın? Aşkı güçlü çıkar ve yalancıktan Hıristiyan oldum der. Bunun üzerine kızın babası razı olur ve evlenirler. Hayat mutlu bir şekilde devam etmekte, yeni evlilerin gözü birbirlerinden başka kimseyi görmemektedir. Bir gün kızın babası Kani Efendiyi kilseye çağırır. Kani efendi gittiğinde ne görsün, kara kışın ortasında kendisi için vaftiz töreni hazırlanmıştır. Kani Efendi papaz tarafından kutsanan buz gibi sokulup çıkartılır. Kani efendi buz gibi suda titrerken, etrafındakiler sevinç içinde bir Müslümanı dinlerine döndürmüş olmanın sevinci içinde dans ediyor ve koro halinde şimdiye kadar KANİ idin, şimdi oldun YANİ derler. Onlara göre Kani efendi kızlarını almış ama,kendi dinlerine girmiş ve artık resmen Hıristiyan olmuştur. Olup bitenlere çok hayıflanan  Kani efendi içinden eğlenin bakalım,ben size gösteririm der. Ve bu intikamı almak için fırsat kollamaya başlar.
          Aradan aylar geçer, Hıristiyanların perhiz yaptıkları günler gelir çatar, o günlerde Hıristiyanlar et,balık vb. şey yemezlermiş..yerlerse oruçları bozulur, günaha girerlermiş..Kani efendi bir akşam mükellef bir ziyafet hazırlar ve kayınpederini, hizmetinde olduğu  Voyvoda Alexander ve hanımının diğer akrabalarını yemeğe davet eder. Perhizli Hıristiyanlara yasak olan her çeşit et, balık vesaire sofraya dizilir. Kayınpederi ve diğer akrabalar çok memnundurlar bu  davetten. Sevinçle akşam yemeği için Kani efendinin evine  gelirler. Kani efendi henüz eve gelmemiştir. Kızları babasını ve diğer misafirleri karşılar. Onları yemek salonuna davet eder, ancak salonda onları bir sürpriz beklemektedir. Sofraya oturduklarında yasak olan et ve balıkları görünce şok olurlar, sevinçleri hüzne dönüşür. Ve kızlarına bu ne haldir diye çıkışırlar. Kızları bir cevap veremez, Kani gelince ona sorarsınız der. Ve nihayet damat Kani efendi de salona girer. Herkes hışımla ona döner ve bu nedir? Sende Hıristiyan oldun, bizim perhizli olduğumuzu ve bu günlerde et yemediğimizi bilmezmisin diye çıkışırlar. Kani efendi gayet rahat,kendin emin bir şekilde onlara döner ve şöyle der: 40 Yıllık Kani olur mu Yani?  Sahip oluğumuz iyi huyları hiç kaybetmek dilek ve temennisiyle Allah’a emanet olunuz.      24.06.2009- İZMİT

Bu yazı bugüne kadar 10302 kere okunmuştur.

   
 
Yazarın Diğer Yazıları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
 
   
 
 
 
Herkese Merhaba
 Herkese Merhaba, ...
   
 
Abdurrahman YAĞCI ile
Cumadan Cumaya
  EĞİTİM (TERBİYE-GÜZEL AHLAK)
...
 
ABDURRAHMAN YAĞCI
CEMİL CAN
ESRA ÇİL
ZEKERİYA ERSOY
BİLAL KARSLI
SİNAN AÇAR
OSMAN ACAR
Hayrullah KARSLI
 
 

16.05.2013

Regaib ... 

Devamı   



03.12.2007

İnternet Sitemiz Yayında 

Devamı   
 
 
     
Online Ziyaretci Sayısı : 1
Bugünün Ziyaretçi Sayısı : 0
Toplam Ziyaretçi Sayısı : 11579
0 , 0
 
.
 
Bu site Arsin Yolaç Köyüne adanmıştır. Tüm hakları Ali Çil'e aittir © 2007 - 2018