YOLAÇ KÖYÜ HAKKINDA
SİZDEN GELENLER








     
  Tarihi Turistik Yerleri  
     
 
 
BİLAL KARSLI  
04 Şubat 2006 Cumartesi
 

KIŞ MÜ’MİNİN BAHARIDIR


Merhaba değerli okuyucular!

Başlığı okuyan bazı kişilerin “nasıl yani” dediğini duyar gibi oluyorum. Baharda havalar ısınır, ağaçlar çiçek açar, toprak derin uykusundan uyanır, tüm canlılarda bir hareketlenme başlar. Çayır çimen yeşerir, kuzular meleşir, çocuklar kırlarda gezer tozar oynaşır. İnsanların yaşama sevinci artar vs. Ya  kış öylemi? Kış denince aklımıza kar, buz, soğuk fırtına, yakacak derdi, hastalıklar gibi olumsuz şeyler gelir. Yani Bahar hayatı kış ise bir bakıma ölümü hatırlatır bize.

            Bütün bunları düşünenler doğru düşünürler. Ancak başlıktaki söz bana ait değil, iki cihan güneşi sevgili peygamberimize (SAV) aittir.  Sanırım onun sözüne hiç birimiz (hâşâ) yanlış diyemeyiz. O halde bu sözün hikmeti nedir? Peygamberimiz (SAV) bunu da anlatıyor. “Kış Müminin baharıdır. Geceleri uzun olduğu için kalkıp namaz kılar, ibadet eder, gündüzleri de kısa olduğu için oruç tutar.” Allah (C.C) ın rızasını kazanmayı en önemli amaç olarak kabul eden ve bu yolda gayret edenler için kış gerçekten baharların en güzeli değimlidir? Zorlanmadan hem geceyi hem de gündüzü ibadetle değerlendirme imkânını sunduğu için kış aslında bizler için bahardır. Bahar ve yaz aylarında dünya meşguliyetine dalarak körelttiğimiz manevi dünyamızı yeniden canlandırmak, eksiklerimizi tamamlamak, geçmişimiz ve geleceğimiz hakkında uzun uzun düşünmek için zamanımız olur uzun kış gecelerinde.

            Peki, biz kış aylarını böyle değerlendirebiliyor muyuz? Kış ayları bizim için cenneti kazanabileceğimiz çok değerli çok nadide vakitler midir, yoksa şeytan ve nefsimize esaretimizi katmerleştirdiğimiz kapkara günlermidir?  Hepimiz kendi halimizi iyi biliriz ve yine biliriz ki Allah’ı kandırmak mümkün değildir. Ömür, akıldan sonra insana verilen en değerli sermayedir. Kıymetini çok iyi bilmemiz, çok verimli değerlendirmemiz gereken bir hazinedir. Zamandan daha pahalı bir şey yoktur dünyada. Çünkü zamanın satın alınabilmesi, geriye getirilmesi mümkün değildir. Altın, gümüş, elmas, yakut, saray, köşk vs. ne kadar değerli şey varsa bunların hepsini zaman içinde çalışarak elde edebilir, satın alabiliriz. Ancak dünyadaki her şey bizim olsa ve biz bu dünyanın tamamını versek bir dakikalık zamanı satın alamayız. O halde sahip olduğumuz en değerli şey zamandır. Bunu neden boşa harcıyoruz? Niçin dünyamız ve ahretimiz için hayırlı işler için kullanmıyoruz?

            Zamanı kullanma konusunda sevgili peygamberimiz de biz ümmetinden memnun değildir. İki büyük nimet var ki insanların çoğu bunlar konusunda aldanmıştır. Biri sağlık, diğeri boş zamandır.” Buyurarak bunu ortaya koymuştur. Gelişmiş ülkelerin hiç birinde “zaman öldürmek” diye bir deyim bulamazsınız. Fakat bizde zaman öldürmek, zaman geçirmek deyimi en kullanılan kelimeler arasındadır. Asıl olan zamanı öldürmek, onu boşa geçirmek değil, zamanı değerlendirmektir. Ahrette ilk sorulacağımız şeylerden biride zamanımızı nerede ve nasıl harcadığımızdır.

            O halde kışımızı kâbusa değil, bahara çevirmenin zamanı geldi de geçmek üzeredir. Zamanımızı iyi değerlendirmeliyiz. Yaşadığımızın günün son günümüz, saatin son saatimiz, dakikanın son dakikamız ve hatta aldığımız nefesin son nefesimiz olabileceğini düşünerek kontrollü yaşamalıyız.

            Her zaman sağlıklı, huzurlu mutlu olmanız ve Hak yolda sapmadan devam etmemiz dilek ve temennisiyle Allaha emanet olun. 03.02.2009 İZMİT

Bu yazı bugüne kadar 1645 kere okunmuştur.

   
 
Yazarın Diğer Yazıları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
 
   
 
 
 
Herkese Merhaba
 Herkese Merhaba, ...
   
 
Abdurrahman YAĞCI ile
Cumadan Cumaya
  EĞİTİM (TERBİYE-GÜZEL AHLAK)
...
 
ABDURRAHMAN YAĞCI
CEMİL CAN
ESRA ÇİL
ZEKERİYA ERSOY
BİLAL KARSLI
SİNAN AÇAR
OSMAN ACAR
Hayrullah KARSLI
 
 

16.05.2013

Regaib ... 

Devamı   



03.12.2007

İnternet Sitemiz Yayında 

Devamı   
 
 
     
Online Ziyaretci Sayısı : 1
Bugünün Ziyaretçi Sayısı : 0
Toplam Ziyaretçi Sayısı : 11580
0 , 0
 
.
 
Bu site Arsin Yolaç Köyüne adanmıştır. Tüm hakları Ali Çil'e aittir © 2007 - 2018