YOLAÇ KÖYÜ HAKKINDA
SİZDEN GELENLER








     
  Tarihi Turistik Yerleri  
     
 
 
 
ZEKERİYA ERSOY  
11 Kasım 2008 Salı
 

BİR LİDERİ ANLAMAK


Onu  ne  kadar  anlayabiliyoruz?

                             Yıl   1938

                            Atatürk  öldüğünde  ülkenin  ekonomik  göstergelerine  bakacak  olursak  aşağıdaki  tablo  karşımıza  çıkar:

                          Aşağıdaki  tabloda  görüldüğü  üzere  1930   yılı  ile  1938  yılları  arasındaki  ithalat  ihracat  dengesi  yeni  kurulan  Türkiye  Cumhuriyeti’nin  küllerinden  doğuşunun  göstergesidir.1930  da    Türkiye   71 milyon dolarlık   mal  satmış  69.5  milyon  dolarlık    mal  almıştır.1937’de  109  milyon  dolarlık    mal  satımına  karşılık  90  milyon  dolarlık  mal  alınmıştır.Yeni  kurulan  Cumhuriyet  kamyon,  uçak,kağıt,tekstil  fabrikaları  kurmuş;  finans  sektörünü  korumak  yabancıların   etkisinden  uzaklaştırmak  çiftçiye  kredi  imkanı  sağlamak ve  yeraltı  kaynaklarının  işleyecek  maden  işletmelerini  finanse  etme  gayesiyle  Sümerbank,Etibank  gibi  bankalar  kurulmuştur. 

                 Tablo 2: 1930-1938 Yılları Arasında Türkiye’nin Dış Ticareti (Milyon $)

YILLAR

İHRACAT

İTHALAT

FARK

1930

71.4

69.5

1.9

1931

60.2

59.9

0.3

1932

48.0

40.7

7.3

1933

58.1

45.1

13.0

1934

73.0

68.8

4.2

1935

76.2

70.6

5.6

1936

93.7

73.6

20.1

1937

109.2

90.5

18.7

1938

115.0

118.9

-3.9

                          Büyük Atatürk 1 Kasım 1937’de T.B.M.M.’nin çalışma yılını açış konuşmasında devletçiliği tekrar açıklar:

                      “Kesin zaruret olmadıkça piyasalara karışılamaz, bununla beraber hiçbir piyasa başıboş değildir. Sırası gelmişken, Cumhuriyetin tüccar anlayışını da kısaca izah edeyim. Tüccar; millet emeğinin ve üretiminin değerlendirilmesinde eline ve zekasına güvenilen ve bu güvene liyakat göstermesi gereken adamdır..

                             Biri  bana  yukarıdaki  tüccar  gibi  tüccar  kaldıysa  yerini  söylesin.Kalmadı  demiyorum.Ben  bulamadım  sadece.

                          Onun  ölümünden  sonra  devlet  iktidara  gelen  sağ  sol  fark etmez  bütün    siyasi  partiler   tarafından  batılı  finans  kurumlarına,devlet  bankalarına,IMF’ye  borçlandırılmıştır.2008  yılı    borç  toplamı   500  milyar  doları  bulmaktadır.

                       İlk  dış  borç  alımının   Mustafa  Kemal  ile   yıllarca  cephelerde  omuz  omuza  savaşmış   İNÖNÜ  iktidarı  zamanında  alınmasına    bu  gün  nasıl  bir  izahat   getirebiliriz?

                      70’li  yıllarda  bana  borç  verirler  hevesiyle  Suudi  Arabistan  Krallığı’nın  kapısını  çalan  dönemin  devlet  adamı  Necmettin  ERBAKAN’a  verilen  cevap  imalı  olarak  şu  olur:Sizin  devletinizin  adı  cumhuriyet  önünde  İslam  kelimesi  yok  size  borç  vermeyiz.

                     Aynı  krallığın  1925’ teki  yöneticileri  Vahhabi  mezhebi  gereği  Medine  ve  Mekke’de  Hz. Mu-

hammed’in  mezarı  dahil  önemli  İslam  öncülerinin  mezarlarını  ortadan  kaldırmaya  başlar.Durumdan  haberdar  olan  Atatürk  Suud  kralına  gönderdiği  telgrafta  Eğer  onun  mezarına  dokunursanız  Mehmetçikle  oraya  tekrar  geliriz’  tehdidinde  bulunur.Bu  tehditten  çekinen  kral  mezar  yıkımlarını   durdurur.ERBAKAN’a    1975’te  verilen  küstahça  cevap  1925’in  intikamı mıdır  acaba?  

               Ülkenin  ekonomisini  batıran,  bankaları   soyan,  darbelerle  halk  egemenliğine   demokrasiye

çelme  takan  asker  sivil  ne  kadar  Atatürkçüdür  artık? 

              Bir   ülkeyi   500  milyar  dolar  borca  sokan 1938  sonrası  hükümetler  devlet  adamları  ne  kadar  Atatürkçüdür?Cesaretimiz  var    sen  ben  polemiğine  düşmeden   bu  soruya   cevap  aramaya?

              Cesaretimiz  var    kendimizi  eleştirmeye,  vicdan  terazisine  koymaya?

                Günümüze  dair  başka  bir  örnek  verecek  olursak  2006  yılı  ihracatı  105  milyar  dolar   ithalatı  ise  137  milyar  dolardır.Yani  dışarıya  105  liralık  mal  satarken  137  liralık  mal  alınmıştır.Ekonomi  global  sermayenin  eli  altındadır.Onlarla  iyi  geçinildiği  sürece  kişi  başına  düşen  milli  gelir  artacaktır.Ama  bunun  bedelleri  verdır:           

                 1.Mesela  Irak’ın  bölünmesine  karşı  çıkılmayacaktır.

                 2.Mesela  sürekli  dış  borç  alınacaktır.

                 3.Türkiye  sadece  bir  enerji koridoru  olacaktır.

                 4.Mesela  petrolün  sahibi  komşularıyla  ekonomik  antlaşmalar  yapmayacaktır.Ucuz  enerji  kullanarak  ekonomisini  geliştirmeyecektir.

                 5.Kuzey  Iraktaki  oluşumu  önce  tanımayacak  sonra  diplomatik  ilişki  kurarak  gayri  resmi  olarak

tanımış  olacaktır.

                 6.Türk  Cumhuriyetleri  ile  dil  ve  kültür  birliği  etrafında  ekonomik  ve  siyasi  oluşumlar  kurmayacaktır.

                 7.AB  üyeliği  dışında  başka  bir  amaç  peşinde  koşmayacaktır.

                      5 Kasımda  13  bin  öğetmen  atandı.Bakanlığın  merkez  binasında  toplanan  öğretmen  adayıgençlerden  biri  Ağrı  Patnos’a  atanınca  basının  önünde  feryat  ediyor:  gitmem.  Neden  tayinim  oraya  çıktı  diye...

                     Bayrağın  dalgalandığı  her  yer  mi  demiştiniz..

                     İdeal  mi  demiştiniz?

                   Sakın  ha.  Yeni  nesile  böyle  sakıncalı  şeyler  anlatmayalım.Ülke  yeniden  kaosa  sürüklenir.Çatışma  çıkar.Benim  memurumda  askerimde  siyasetçimde   işini  bilir.Başka  şeye  karışmaz.Alacağı,  alamayacağı  paraya  bakar.İdeal  neymiş?

                   Cumhuriyeti  kuran  büyük  önderin  gençliği  dağılmakta  olan  büyük  imparatorluğu kurtarma  reçeteleri  yazan  asker  sivil  idealist  vatansever  insanların  arasında  geçer.Onun  gibi düşünen  vatansever  subaylar  ile  Kuzey  Afrika’ya   gider.Italyan  işgaline  direnir.Öyle ki  bağımsızlığını  1960 lara  kadar  Fransa’ya  karşı  savaşarak  elde  eden  Cezayirli  direnişçiler  yıllar  sonra  onu  hiç  görmemelerine  rağmen  önderleri  sayar.Çölde  şehit  edilen  Cezayirli  direnişçinin  üzerini  arayan  Fransız  askeri  savaşçının  göğsünde  naylona  sarılı  bir şekilde  Atatürk’ün   fotoğrafını  bulur.

                    Oysa  aynı  yıllarda  Türkiye  Cumhuriyeti  BM ye  girmesinin  karşılığında  Kore  Savaşına  asker  gönderir.Amerika  ile  stratejik  ortaklığın  ilk  acı  meyveleri  yedirilmeye  başlanmıştır  ulusa.

                    Batıya  güvenmeyen, rest  çeken,   Birleşmiş  Milletler’e  girer misiniz   sorusuna;  Teklif  ederlerse  düşünürüz  işimize  gelirse  kabul  ederiz  gelmezse  reddederiz’  mukabilinden  cevap  verecek  kadar  gururlu  liderin   ülkesi  2000’li  yıllarda  AB’ ye  girme  çabası  noktasında  ‘kriter’ kelimesinin  resmen  tutsağı  olmamış  mıdır?Kriterlerimizi  kendimiz  koyacak  karakter, kendi  yolumuzu  zamanın  şartlarına  göre   yönlendirip  halkı,  cumhuriyeti  ileriye  götürecek  cesaret  ve  ideal  kalmadı mı  yoksa? 

İdeal mi  dediniz? 

Onun  çevresi  idealist  asker,  yazar,   düşünür  Osmanlı  aydınıyla  doluydu.Onlardan  beslendi.İlham  aldı.

Bir  tanesi  Ömer  Nacidir?

Che  Guaverayı  hemen  her ünversiteli  bilir.(En  azından  resmini)Peki  ya  Ömer  Naci’yi  kaç  kişi  bilir? 

En  yakın  arkadaşıydı.Askerdi,  şairdi.Dergilere  makaleler  yazardı.Osmanlı  yönetimine  muhalifti.Yazdığı  bir  makale  yüzünden  Paris’e  kaçtı.O  sıra  İran’da  şah  meclisi  kapatarak yönetimi   ele  geçirir.Ömer  Naci  İran’a  gider.Şah  rejimine  karşı  İran’ın  kuzeyinde  faaliyet gösterir.Türkler   onu  saklar.Çetesine  yardımda  bulunur.Bir  süre  sonra  şahın  askerlerine  yakalanır.Şahın  askerleri  o  konuşmayınca  çetesindeki  direnişçileri  tek  tek  topun  önüne  koyarak  paramparça  eder.Sıra  ona  gelince  Osmanlı  vatandaşı  olmasından   çekinirler.Daha  sonra  serbest  bırakırlar.Ömer  Naci  İstanbul’a  döner.Fakat  1911 de  İtalyan  işgaline  uğrayan  Trablusgarp’a  savaşa  gider.

  I.  Dünya  Savaşı’nda   Mezopotamya  da  çalışan  bir  Osmanlı  ajanıdır.Rus  işgalina  karşı  örgütlenmeye  yardım  eder.İran’a  gider.Burada  Türkleri  ayaklandırmaya  çalışır.O  sıra  Rus  işgali  altındaki  Urumiye  de  Ruslarla  çarpışır.Petrol  tesislerini  havaya  uçurur.Aşiretleri  İngilizlere  karşı  ayaklandırır. 

     1916’da  cephede  tifüse  yakalanır.Kerkük’teki  Türk  şehitliğine  defnedilir. 

     Bir  lider  düşünün  silah  arkadaşlarının  her  biri  imparatorluk  topraklarının  bir  tarafında şehit

   .Atatürk’ün  Misak-ı  Milli  sınırları  içine  ısrarla  Musul  ve  Kerkük’ü  koymasının  ve  bu  noktada  ısrarcı  olmasının  sebebini  şimdi  biraz  daha  net  anlayabilir  miyiz? 

       Sizin  hiç  vatan  toprakları  dışında  şehit  olan  silah  arkadaşınız  var  mı?    

         Acaba  yaşasaydı  1960’larda  testislerine  kadar  muayene  edilerek  Almanya’ya  işçi  gönderilen ilk  yıllar  şehirlere  dahi   sokulmayıp  şehir  dışındaki  bir  nevi  kamplarda  Alman  ekonomisinin  dünya  sahnesine  çıkartan  kara  yağız  insanlarının  bu  şekilde  çalınmasına  karşın  ne  yapardı? 

           Ne  yapar  ne  eder  o  fabrikaların  aynından  tek  tek  Türkiye’de  kurardı.İnsanını  kültürünü  sömüren, aşağılayan  hiç  bir  şeye  izin  vermezdi.Sahi  bu  günlerde  bunu  yapmanın  bedeli  nedir   acaba?

            Hiç  siyah  saç  traş  etmemiş  bir  Alman  berber  traş  ettiği  Türk’ün  saçını  saklamak  için  izin  istemesi  kadar  yabancı  mıydık  batıya? 

           Evet   öyleydik.Hala  öyleyiz. 

           Bakın    biz  anlamasak da  bazıları  onu  anlamış:

          Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina’daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu. 
                             Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üstteğmen Kara Fatma’ nin 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğin bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu. 
                             1938′de, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarindan oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; “Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadi ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim” dediğini. 
                            1938′de Ata`nin ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde; “Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir” denildiğini. 
                           1996′da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını istediği metinde; “Bütün ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm” yazdığını. 
                         2000′de ABD Baskanı’nın milenyum mesajinda; ” Milenyumun hiç süphe yoktur ki tek devlet adami Mustafa Kemal Atatürk’tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir” denildigini. 
                          2005′de Amerika’nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisinin “Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk’ ü örnek alsın yeter” olduğunu. 
                         2006′da ise AB uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin ka1–Atatürk`ün dünyada `başöğretmen’ sıfatlı tek lider olduğunu, Bir geometri kitabi yazdığı, üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (öztürkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal oldugunu. 
                         Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu. 
                          ”Atatürk” çiçeği’nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landin`in koydugunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını

                         Onu    anlabiliyor  muyuz  dostlar?

Bu  arada  1. Körfez  Savaşı  nedeniyle  Türkiye’ye  verilmesi  planlanan  milyon  dolarlar  ödendi mi? Söz  verilmişti  ya?

     Yaşasın  reklamlar  ve  balık  hafızamız.

Bu yazı bugüne kadar 3559 kere okunmuştur.

   
 
Yazarın Diğer Yazıları
 
 
 
 
 
 
   
 
   
 
 
 
Herkese Merhaba
 Herkese Merhaba, ...
   
 
Abdurrahman YAĞCI ile
Cumadan Cumaya
  EĞİTİM (TERBİYE-GÜZEL AHLAK)
...
 
ABDURRAHMAN YAĞCI
CEMİL CAN
ESRA ÇİL
ZEKERİYA ERSOY
BİLAL KARSLI
SİNAN AÇAR
OSMAN ACAR
Hayrullah KARSLI
 
 

16.05.2013

Regaib ... 

Devamı   



03.12.2007

İnternet Sitemiz Yayında 

Devamı   
 
 
     
Online Ziyaretci Sayısı : 1
Bugünün Ziyaretçi Sayısı : 178
Toplam Ziyaretçi Sayısı : 11579
0 , 0
 
.
 
Bu site Arsin Yolaç Köyüne adanmıştır. Tüm hakları Ali Çil'e aittir © 2007 - 2017