Her genç kızın düşü, her genç kadının en önemli amacı ve beklentisi mutlu bir evlilik ya da mutluluğu evlilikte bulmaktır. Çoğunlukla mutluluk başkalarının sağladığı bir duygu, bir durum olarak anlaşılır. Oysa aile içinde mutluluk eşlerin ortak çabasıyla yaratılır.
Kendisine mutluluk nedir? ya da mutlu muyum? sorusunu soran insan buna kolayca cevap bulamaz. Günlük yaşantısından memnunsa, ya da istediği, beklediği olmuşsa kolayca mutlu olduğunu söyler. Bunun aksi durumda mutsuzluktan yakınır.
İnsanlar bütün yaşamları boyu mutluluk arar. Onun peşinden koşar. Kimi sınavda başarılı olunca, kimi iş bulunca, kimi parası olunca, kimi ailesi olunca mutlu olacağını söyler. Ancak birçok insan, başarılarına, işine, zenginliğine karşın mutsuzdur.
O halde mutluluk, başka bir deyişle sevgi, sevinç ve umut duygularının yaşanması ve anlamı kişiden kişiye değişir. Kimi insana göre, mutluluk erişilmesi güç bir kavramdır. Kimisine göre günlük yaşamın kendisidir. Böylece mutluluk kazanılması, elde edilmesi, yaşanması hem çok güç hem de çok kolay bir kavramdır. Kişiden kişiye, toplumdan topluma günden güne değişebilir mutluluk. Bu nedenle her insanın ve grubun kendi mutluluğunun ilkelerini, koşullarını, amaçlarını kendisinin saptaması, oluşturması gereklidir.
Evlilikte en az iki kişinin oluşturduğu bir grup olduğuna göre evlilikte mutluluğun ilkelerinin koşullarının ve amaçlarının, eşler tarafından saptanması ve oluşturulması gerekmektedir.
Aile içinde karı-kocanın kendi aralarında ve karı kocayla ailenin diğer bireyleri arasında karşılıklı ilişkiler, iletişim ve etkileşim söz konusudur. Bu ilişkiler aile yapısını oluşturur. Aile yapısı içinde yer alan her kişinin kendisine özgü bir rolü ve yeri vardır. Aile içindeki bütün ilişkiler bireylerin rolüne ve yerine göre düzenlenir. Aile içinde en önemli ve temel roller ve yerler karı-koca ve anne baba rolleridir. Kadının önce eş ve anne rolünde ve yerinde olması gereklidir. Bu roller sürdürüldükçe, bu yerler belirli oldukça ailenin mutluluğu denge ve düzeni sürer.
Bizde Erkekler ailesinin geçimini sağlamak için çalışmaya giderken, bayanlar da evi her yönüyle çekip çevirirler.Evi yönetip çocuklarına babanın yokluğunu hissettirmemeye çalışırlar.Çünkü mutluluğun temelinde bu yatar.
Baba çalışmaya gitmiş, para kazanmış ve yuvasına geri dönüyor.Ailenin diğer fertleri büyük bir heyecanla babayı bekliyor.Sadece para getireceği için değil, baba özlemi, eş özlemi çekilmekte olduğu için bekleniyor baba.Aile fertleri babanın diğer rollerini de yerine getireceğine inanıyorlar . Baba geliyor, para kazanmış olmakla ailesine karşı yerine getirmesi gereken bütün rol ve sorumluluklarını yerine getirmişçesine gururlu bir duruş sergiliyor.Aylarca çalışmış, yorulmuş, haklı tabiî ki; dinlenmesi gerekir.Dinlenecek tabiî ki ama nerde?
İnsan, yorgunluğunu eşinin, Çocuklarının yanında, Ailesine karşı olan diğer rollerini yerine getirerek, çocuklarına babalık şefkatiyle yaklaşıp onları daha fazla mutlu ederek yorgunluk atamaz mı? Evet, en güzel yorgunluk atma şekilleridir bunlar diyoruz.Diyoruz da hangi babalar için geçerli acaba? Tabiki ailesine karşı rollerini bilen sorumluluklarının bilincine varan, mutluluğun ilkelerini belirleyen, mutluluğun düzenini dengelemeye çalışan babalar.İşte bu babalar aile içi mutluluğun sürekliliğini sağlarlar.
Temennim, çevremizdeki bazı babaların aile içinde kendilerine düşen rolleri daha fazla sahiplenerek,aile içi mutluluğun sürekliliğine katkı sağlayarak, mutluluğu evlilikte bulmaya çalışan kadınları üzmezler.
Çocuğunuz sizi gördüğünde koşarak size sarılıyor mu? Cevabınız evetse siz mutluluk kaynağı bir babasınız.
Mutlu ve huzurlu günler sizlerin olsun.
28/12/2009