Yıllardır Ortadoğu’da yaşanan karışıklık, mahrumiyet ve acılar son günlerde israilin Gazze'ye yönelik saldırıları ve yüzlerce masum Müslüman’ı kadın - erkek, yaşlı genç demeden öldürmesi ile yeni bir boyut kazanmış, kirli bir güç gösterisi ve aşağılık bir katliama dönüşmüştür.
Dünya ile irtibatı kesilen böylece gıda gibi su gibi ilaç gibi en temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılarak sefalet içerisinde yalnızlığa terk edilen Filistinli Müslüman kardeşlerimiz yirmi birinci asrın medenî dünyasında bir insanlık dramı yaşamaktadır.
İsrail oğullarının genlerinde vahşet ve zulüm olduğunu bilmeyen yok.
Lakin diğer milletlere ne oluyor da seslerini çıkarmıyorlar. Hele de Müslümanları anlamak mümkün değildir. Sanki gözler kör kulaklar sağır diller lâl olmuş. Hani Müslümanlar bir vücudun uzuvları gibiydiler. Hangimizin kolu koptuğunda gözleri bunu görmezden gelebilir, hangimiz başına bir taş geldiğinde, ayağına bir diken battığında acıyı bütün vücudunda, bütün organlarında hissetmez…
Hani biz “Mü’minler ancak ve ancak kardeştirler…hucurat10” diyen Kurânı ve “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır“ diyen insanlığın yegâne kurtarıcısı İslam Peygamberini rehber edinen Müslümanlar idik. Hani Dicle kıyısında kaybolan kuzudan bile kendimizi mesul tutardık. Filistin de ne ana kuzularını katlediyor zalim Yahudiler. Neden buna kayıtsız kalıyoruz. Bu gün orta doğuda yanan ateşi söndürmezsek yarınbütün müslümanları sarar...
Çağdaş ve medenî olduğunu iddia eden dünyanın gözü önünde cereyan eden bu ahlaksız Siyonist saldırılar, masum Müslüman kardeşlerimizin evlerini, hiç acımadan başlarına yıkmakta, sağ kalanlarını esir almakta ve bizlerin de namusu sayılan hanımlarını, kızlarını o kirli elleriyle lekelemektedirler.
Bütün bunlar ve akla hayale gelmeyen çeşitli zulüm ve işkenceler şüphesiz ki vicdan sahibi herkese insanlık adına en azından bir mahcubiyet yaşatmaktadır...
Bazılarımız yanlış bilgileniyor. Müslümanlar yurtlarını Yahudilere satmadılar. İsrail devleti İngilizlerin bölgeyi işgal etmesiyle kuruldu. Orada Filistin topraklarını işgal etmiş olan israile karşı bir vatan savunması vermektedir kardeşlerimiz. Tıpkı şanlı ecdadımızın memleketimizi işgal eden batılılara karşı verdiği kurtuluş mücadelesi gibi. Bizim kurtuluş mücadelemiz ne kadar haklı ve şanlı idiyse Filistinli kardeşlerimizin mücadelesi de o kadar haklı ve şanlıdır.
Bu gün bizlere düşen oradaki mazlum - masum kardeşlerimiz için sadece dua etmek değil; bir lokma kuru ekmeğe, bir yudum suya, bir parça sargı bezine, bir tane ağrı kesici ilaca muhtaç olan kardeşlerimiz için seferber olmaktır.
Unutmayalım ki bir vefa borcumuz var Müslüman kardeşlerimize kurtuluş mücadelesi yıllarından. O dönemde parmağından yüzüğünü, kulağından küpesini, kolundan bileziğini; cebindeki son akçesini, üzerindeki mintanını, ayağındaki kundurasını, çocuklarının rızkı olan bir okka tahılını çıkarıp Anadolu’daki kardeşlerine gönderen kardeşlerimize borcumuz var.
Din ve milliyet ayrımı yapmadan her zaman mazlum milletlerin yanında olan aziz milletimiz, Filistin topraklarında yaşanan bu insanlık dışı duruma da kayıtsız kalmamıştır. Gerek basın – yayın yoluyla, gerek meydanlara çıkıp mitingler düzenleyerek, duyduğu rahatsızlığı ortaya koymuştur. Hem devletlerarası ilişkilerle her zaman yurtta sulh cihanda sulh anlayışında olduğunu, savaştan değil barıştan yana olduğunu ortaya koymuştur hem de her türlü insani yardım için seferber olmuştur.
Bu çerçevede yurdumuzdaki çeşitli yardım kuruluşları seferber olmuştur ve büyük bir yardım kampanyası başlatmışlardır. Bu yardım kampanyalarına kayıtsız kalmayalım. Elimizden ne geliyorsa kardeşlerimizin ihtiyaçlarını bir nebze de olsa giderebilmek, acılarına merhem olabilmek için dualarınızla birlikte seferber edelim.
Yaşanan bunca zulme rağmen kılı kıpırdamayanları da zulmedenlerden sayıyor ve hepsini zalimlerin hesabını görücü olan yüce Allaha havale ediyoruz.
Cenabı-ı Hak yardımlarınızı kabul eylesin,
En kısa zamanda bu insanlık dramının sona ermesini nasip eylesin,
Müslümanlar arasında birlik, beraberlik ve yardımlaşmayı daim eylesin.
08.01.2009